Minibüse ne zaman binsem ilginç olaylar gözler, dünyamızın zenginliğine hayret ederim.
Önümdeki koltuğa üç yaşlarında sevimli bir çocuk ve genç annesi oturdu. Ama çocuk rahat durmuyor, pencereyi açıp kapatıyor, elindeki şekeri dışarı atacak gibi yapıyor. Anne "Otur oğlum, şoför amca kızıyor" dediyse de çocuk hiç aldırmadı. Genç şoför bir "Şışşşt" çekti ki çocuk anında mum gibi söndü, köşesine sindi oturdu. Otoritenin gücüne hayran oldumsa da kullanılan yöntemi hiç beğenmedim. İnsanlar çocukken böyle kaybediyor kişiliklerini.
E çocuk bu, beş dakika sonra otorite unutuldu, bu sefer anne iğneci ile korkutmayı denedi. Şoför de eğlence buldu ya, "Çıkarayım mı iğneyi" diyerek rolünü oynadı. O zamana kadar varlığını hissetmediğim, yanımda oturan 60'lık hanım sert bir reaksiyon gösterdi. "Yapmayın, çocukları böyle korkutmayın." Hakikatin sesi güzeldi ama orada durmadı, genç anneye aile danışmanlık merkezine gitmesini tavsiye etti. Ücretsiz olduğunu ekledi.
Buraya kadar gayet iyiydi, üst sınıftan hanımefendi "halk tabakasına" layık oldukları dersi vermişti. Lakin şoför de durmadı "Boş ver teyze, işine bak, nasılsa 20 yaşına gelince hayatı anlayacak" gibi filozofça bir cevap yetiştirdi. Hanımefendi çok kızdı, halk tabakasının saygısızlığını, beyinsizliğini, fikirsizliğini, hatta gerzekliğini dile getirdi. İneceğim durağa geldiğimizde iş çığırından çıkmak üzereydi.
Kavganın sebebi olan ufaklık ise etrafa gülücükler dağıtarak şekerini minibüsün dışına sürmeye devam ediyordu. Sonunda bıktı, tam yere atmak üzereyken annesi davrandı, "Atma oğlum, çok ayıp" diyerek şekeri elinden aldı. Ne yaptı dersiniz? Tabii ki sokağa attı. Hanımefendi o sırada hayatını anlatmakla meşguldü, bu ilginç gelişmeyi göremedi...
![]() |
| Konuya uygun bu resim ChatGPT tarafından 2026'da yapıldı |
