M Akif Eyler
“Elvedâ ey mâh-ı rûze, merhabâ ey rûz-ı 'iyd”
Üsküdarlı Aşkî (ö. 1576)
Gidenin ardından söylenen her "elvedâ", aslında gelmekte olana açılan bir kapıdır. Ecdadın o katmanlı diliyle "Elvedâ ey mâh-ı rûze" derken hissedilen hüzün, hemen ardından gelen "Merhabâ ey rûz-ı 'iyd" selamıyla birleşir. Bu geçiş, bedenin çetin bir disiplinden, bir sabır yolculuğundan geçip ruhların mükafatla kucaklaşmasıdır.
Tarih tıpkı bir Ramazan ayı gibi, toplumların nefislerini ve dirençlerini sınayan uzun, karanlık ve açlık dolu dönemlerle doludur. Bağdat’ın kütüphanelerinin küle döndüğü o günlerde ya da Kudüs’ün sokaklarında yankılanan kederli sessizlikte, ufuklarda bir sabah görünmüyordu, her yer karanlıktı. Ancak tarih, bize "elvedâ" denilen her yıkımın ardında saklı olan o gizli "merhabâyı" öğretmiştir.
İstanbul’un işgal yıllarında, şehrin üzerine çöken o ağır sis, bitmek bilmeyen bir oruç gibi halkın metanetini sınamıştı. Camilerin mahyalarında sönen ışıklar, bir devrin elvedâsı gibi görünse de; o karanlığın kalbinde büyük bir kurtuluş bayramının hazırlığı yapılıyordu. Şehirler yıkılır, kütüphaneler yanar, sütunlar devrilir; fakat o estetik ruh ve yeniden başlama iradesi baki kalır. Ayasofya’nın defalarca onarılan kubbeleri gibi, biz de her yıkımda bir taş daha koyarak "buradayız" demeyi bildik.
Şimdi bir Ramazan ayını daha uğurlarken, heybemizde sadece açlığın değil, sabrın ve bir arada durmanın verdiği o tecrübe var. Zorlukların içinden süzülüp gelen bu zarif duruş, bize en karanlık gecenin bir sabahı, en çetin kışın bile bir baharı olduğunu hatırlatıyor.
![]() |
| Adı güzel, sözü güzel, işleri güzel eski bir dosttan gelen bayram tebriği |
Merhabâ ey rûz-ı 'iyd!
Şimdi o beklenen bayramlaşma vaktidir. Sabrın ve sükûnetin imbiğinden süzülen gönüller için bayram, bir kutlama olduğu kadar, yeniden doğuş müjdesidir. Kapımızı çalan bu mübarek sabah, yorgun dimağlara şifa, sarsılmış gönüllere huzur ve her şeye rağmen ayakta kalan insanlığa taze bir nefes getirsin. Biriktirdiğimiz o sabır dolu bekleyiş, şimdi bayramın neşesiyle taçlanıyor.
Bu bayram, sofraların ve gönüllerin buluştuğu bir kavuşma vaktidir. Zorlu bir yoldan geçen irade, bugün bayramın aydınlığında kendine yeni bir istikamet bulur. Küllerinden doğan şehirler gibi, biz de içimizdeki umudu bu sabah yeniden yeşertelim. Çünkü bayram, her bitişin içinde saklı olan güçlü başlangıcı hatırlatır.
Şimdi hüzne ve karanlık bekleyişlere vakur bir “elvedâ” derken; barışın, esenliğin ve sönmeyen ümidin sabahına içten bir “merhabâ” diyelim. Bu mübarek günlerin iklimi, yarınlara dair kurduğumuz güzel hayallerin mayası olsun. Gönüller bir, dualar ortak, bayramımız mübarek olsun.
![]() |
87:14 Felâha erdi arınmış olan Rabbinin adını anıp namaz kılan |

