Sünneti ihya etmek, canlı tutmak, Peygamber Efendimizin (Salat ve selam ona) hadislerini ezberleyip nakletmekten ibaret olmasa gerek. Günlük olaylar bizi "Acaba bu durumda Peygamber nasıl davranırdı, ne derdi?" gibi bir düşünceye sevk etmeli. İşte bu sabah dinlediğim bir örnek:
Bir bedevi geldi, Efendimizin yakasını çekiştirerek alacağını istedi. Sahabeler "Yavaş ol, kiminle konuştuğunu biliyor musun" diye uyarıp adamı dövmeye yeltendiler.
"Âlemlere rahmet" o büyük insan ne dedi?
"Haklının yanında olmanız gerekmez miydi" dedi.
Efendimizin etrafına (ve bizlere) sürekli olarak hatırlattığı üç şey vardı: Kul olmak, Hakkı gözetmek, Hesap günü Nerdeyse her hadiste bu üçlüden birini bulabilirsiniz. Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
Ashab bir koyun kesmişti. Bu sırada muhtaç birisi geldi. Etten bir miktar verdiler. Derken başka gelenler oldu, onlara da verdiler. Geriye yine de et kaldı. Resulullah (sav) sordu: “Koyundan geriye ne kaldı?” “Sadece omuzu kaldı!” dediler.
(Tirmizi, Kıyamet 34)Efendimizin cevabı ne oldu?
“Omuzu hariç hepsi kaldı!” buyurdular.
Şu anda metnini bulamadığım benzeri bir olaydaki sözler daha da veciz:
- Koyundan ne kaldı?
- Hepsi gitti, bunlar hariç
- Hepsi kaldı, bunlar hariç
Peygamber Efendimiz (Salat ve selam ona) infakın kalıcı olduğunu her olayda böyle hatırlatıyordu. Bu davranışlar, sahabeyi hayrete düşürdüğü gibi bize de etki ediyor mu?