M Akif Eyler
Dün Lozan Anlaşmasının 103. ve Ayasofya'nın cami olarak açılışının 6. yıldönümü idi... TC İletişim Başkanlığı tarafından “Fethin Nişanesi, Medeniyetin Kalbi: Çağları Aşan Mabet Ayasofya” paneli düzenlendi.
Türkiye Uluslararası İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (TİBU) rektörü Mehmet Görmez'den, bu mâbedin çağları nasıl aştığı konusunda ilginç bir sunum dinledik:
Sunumda Öne Çıkan Başlıklar
- Medeniyet Tasavvuru: Ayasofya'nın bir 'fetih nişanesi' ve İslam medeniyetinin bir parçası olarak 'emanet' bilinciyle korunması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, İstanbul'un İslam dünyası için bir 'külliye' ve 'nizam' şehri olduğunu ifade ediyor.
- Ayasofya ve Kudüs: Fatih Sultan Mehmet'in fethini ve Ayasofya'nın İslam mabedine dönüşümünü, Hz. Ömer'in Kudüs'ü fethindeki hukuk ve adalet anlayışıyla ilişkilendiriyor.
- Bir Kitap gibi: Ayasofya'nın insanlık tarihi, dinler tarihi, İslam tarihi ve Osmanlı tarihi açısından bir 'metin' gibi okunması gerektiğini belirtiyor. Hristiyanlığın Romalaştığı devirde, Aya (kutsal) ile Sofya (hikmet) kavramlarının ayrılmasına değiniyor.
- Gelecek Vizyonu: Ayasofya'nın sadece bir ibadet mekanı olarak kalmaması, aynı zamanda ilim, hikmet ve marifet ruhunun yeniden ihya edildiği bir merkez olması gerektiğini savunuyor.
- Kişisel Tanıklık: Ayasofya'nın ibadete açılması sürecinin zihinlerde 10 yıl süren bir hazırlık dönemi olduğunu kendi tanıklığıyla paylaşıyor.
Fatih'in söylediği Farsça beyit
Tarihçilerin kayıtlarına göre, mâbedi ilk yaptıran Roma imparatoru, "Ey Süleyman, şimdi seni yendim!" diyerek Ayasofya'ya girmiş. Aklınca yendiği kişi hem hükümdar hem peygamber, kıyasladığı yapı da Kudüs'teki Mescid-i Aksâ, Musevilerin ilk mâbedi.
Fatih Mehmed ise, Ayasofya'ya girerken tam tersi bir davranışla şu meşhur beyti okumuş:
Perdedârî mîkuned ber kasr-ı Kayser ankebût
Bûm nevbet mîzened der kal'a-î Efrâsiyâb
Perdedârî mîkuned ber kasr-ı Kayser ankebût
Bûm nevbet mîzened der kal'a-î Efrâsiyâb
Anlamı
Kayser'in sarayına örümcek perdedâr olmuş
Efrâsiyâb’ın kalesinde baykuş nöbet* çalıyor
(*) "Nöbet" (nevbet) kelimesinin unutulmuş anlamı: Günün belirli zamanlarında belirli yerlerde, saray ve konaklarda, seferlerde çalınan askerî mızıka.
Beyte konu olan iki hükümdar, Roma'nın Sezar'ı ile Turan'ın Alper Tunga'sı. Mâbed Bizans'ın son devrinde o kadar bakımsızmış ki Fatih bu sözleri söylemiş. Fetihle birlikte bina asıl amacına döndü. Sonra Türkler de dinin aslından uzaklaşınca, yapı 80 sene boyunca müze oldu. Yine terk edilirse olacağı budur: metrûk yerler örümceklere ve baykuşlara kalır.
![]() |
| Kaynak: Neden Ayasofya? |
Beytin Farklı Sürümleri
Birçok hikmetli sözlerde olduğu gibi, bu beyit için "orijinali şöyle" diyemiyoruz, çünkü çok sayıda varyasyonu, farklı okunuşu var. Mesela Kayser yerine Kisrâ, kasr yerine tâk, kale yerine kule diyenler olmuş. (Kaynak: Farsça Bir Beytin İzinde) Bu farklar ana fikri değiştirmiyor, hepsi şu ayetin bir tefsiri gibi:
kullu men ‘aleyhâ fân
Yeryüzündeki her şey fâni

