4 Kasım 2026

Navigasyon ve Hidayet

Yağmurlu ve kasvetli bir sabah olmasına rağmen küçük camimizde epeyce cemaat vardı. Kamet okunurken bir alarmın tiz sesi duyuldu. Müezzin ve telefon, kendi dillerinde aynı şeyi söylüyordu:

Namaz başladı!

İmam Fatiha suresinde, her namazda söylediğimiz duayı tekrarladı:

Bizi doğru yola ilet!

Bu semavi yakarışa dünyevi bir yankı verir gibi, tuhaf bir ses yükseldi:

100 metre sonra sağa dönün

Anlaşılan, birimizin navigasyonu açık kalmış, yol tarifi devam ediyor:

Hafif sağ yaparak kavşaktan çıkın

Yazılım kendisi yolunu şaşırmış, başkasına nasıl yol göstersin! Bizi camiden çıkarmaya çalışırken imam Hacc suresinden okuyordu:

22:30 Pis putlardan kaçının ve yalan sözden sakının!

İşte, gerçek navigasyon (hidayet) buydu... Nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi ve bu yolculukta hangi yolu izlememiz gerektiğini açıkça söylüyordu -- kendisine kulak verenlere...

Yanlış bir yola saptığımızda, navigasyon durumu yeniden değerlendirir, bizi hedefimize ulaştıracak başka bir güzergâh gösterir. 

Sola doğru U-dönüşü yapın

Fakat cihazın doğru yolu göstermesi, bizim o yola gireceğimiz anlamına gelmez. Tercih yine bize aittir. Üstelik kimi yollar kısa görünür ama çıkmaz sokaktır; kimi yollar zahmetlidir ama doğru yere ulaştırır.

İkinci rekatta, Kasas suresinin son ayetleri, yine "hidayet" diyordu:

28:85 De ki: “Rabbim, kimin hidayetle geldiğini, kimin apaçık bir şaşkınlık içinde olduğunu en iyi bilir.”

28:88 O’ndan başka ilah yoktur, O’nun yüzü (zatı) dışında her şey yok olacaktır.

Selam verip namaz bittiğinde yağmur hâlâ çiseliyordu. Camiden çıkarken şunu düşündüm: Sabah nefsimin sesine uyup "Bu yağmurda camiye mi gidilir, evde kılayım" deseydim, harika bir gözlemden, bu şahane ilhamdan ve rotamı kontrol etme fırsatından mahrum kalacaktım.